Atilla İlhan Maria Missakian Şiiri Hikayesi

Atilla İlhan Maria Misakian şiiri,Yağmur Kaçağı kitabında geçen bir şiirin tam da kendisidir Maria Missakian. Onun yaşadığı aşk hikayelerinden birini anlatır. Şiirin hikayesi kısa ama etkili bir aşk hikayesidir. o dönemin güzelliklerini, aşklarını, sevdalarını, hayatlarını barındıran güzel bir şiir hikayedir Maria. Zaten bilirsiniz İlhan çok rahat durabilen birisi değildir. Hayatına bir sürü kadın sığdırmış, onlara satırlarca şiir yazmıştır. Dilerseniz uzatmadan gelin bakalım Missakian’a hitaben yazılmış bu şiirin anısı nedir?

Atilla İlhan Maria Missakian Anısı

O zamanlarda Paris’te bulunur İlhan. Genellikle yazarların bulunduğu bir kafede yeni kitabının üzerinde çalışmaktadır. Başını bir kaldırır ki “piyano siyahından saçları omuzlarına dağılan, seyrek ve dağınık kaşlı, kıvırcık kirpikleri, hafif çekik lacivert gözleri hülyalı, karanlık saçlarında mıknatıslı mavi çakıntılar, neredeyse saydam denecek bembeyaz bir ten” şeklinde gördüğü ve tarif ettiği bir kız var. Kendisine soru sora.

-Siz Türk müsünüz? şeklide. Sonra devam eder. Kendisinin bir Ermeni olduğunu ve Türkiye’den geçtiğini anlatır. İşte bu cümleler tarihin en zor aşının alevlendiği andır. Atilla İlhan ve Maria Missakian ikisi de çok yoksul ve beş parasız. İlhan, Nazım’ı kurtarma derdinde bir sosyalist, Maria silah dükkanında tezgahtar… En önemlisi birisi Ermeni, diğeri Türk.

Atilla İlhan En güzel Şiirlerinden biri: Maria…

Evet biri Türk diğeri Ermeni. Ne kadar imkansız bu aşkın kendi. Fakat duramazlar birbirlerine deli gibi aşık olurlar. Aşkları zamanla derinleşir, derinleşir… İlhan Maria’nın çalıştığı yer yakınlarında bir kafe de işe başlar. her öğle yemeği sandviçle yanındadır. Sinema da, sokakta, iyice büyür de büyür ilişki. Fakat öyle bir gün gelir ki İlhan’ın Türkiye’ye dönmesi gerekir. Maria da Londra da bir iş bulup oraya geçmesi gerekir. Atilla, Maria için her şeyi dener. Türkiye’ye gelmesine engel koca bir bürokrasi. Osmanlıdan izinsiz kaçan bir mülteciyi Türkiye kabul edemez. Pasaport alamaz ve girişi olmaz. Aşk böylece sonsuzluğun gölgesinde hapsolur.

Yıllar sonra İlhan’ın ağabeyi Maria’yı bulur. Bu sırada Atilla ilhan şiirleri dillere destan olmuş, sözleri dillere pelesenk… Ağabeyi gider konuşur ve sonra doğruca İlhan’ın yanına gelir. Yaşam akar, hayat durmaz, gençler yaşlanır günler ardı ardına geçer. İşte bir gün ağabeyi Maria’yı bulur.

-Maria’nın selamı var. Hayırsız bir müzisyenin teki ile evli. İki de çocuğu olmuş. Seni konuşurken gizlice ağladığını gördüm.

Bu durum üzerine Atilla İlhan Yağmur Kaçağı kitabından Maria Missakian sayfasını imzalar ve ona gönderir. Özellikle son satırlar her şeyi anlatır…

Gece gölgesine sokulsam
Gökyüzünde bulutlar büyüseler
Yağmuru dinlesem, anlatsam
Şimşekler kırılıp dökülseler
Bizi sokaklarda bıraksalar
Leylekler üşüyüp gitseler
Dönüp arkalarına bakmadan

Yine akşam oldu Attilâ İlhan
Üstelik yalnızsın, sonbaharın yabancısı
Belki Paris’te Maria Missakian
Avuçlarında bir çarmıh acısı
Gizlice bir sefalet gecesi
Çocuğunu boğarmış gibi boğup Paris’i
Sana kaçmayı tasarlar her akşam