Nazım Hikmet Ceviz Ağacı Hikayesi

Nazım Hikmet Ceviz Ağacı hikayesi gerçekten ilgi çekici ve sansasyonel bir geçmişe sahip. Gülhane Parkı’nda geçen güzel bir detayın, özel bir anın yansımasıdır bu şiir. Güzel bir aşkın günümüze yansımasıdır bu şiir. Aynı zamanda iyi bir şekilde söylenmiş bir şarkı haline de dönüşmüştür. Nazım Hikmet çok normal bir hayat yaşayamadığı için aşkı da aynı oranda normal olmadı aslında. Gülhane Parkı’nın bu özel anlarına gelin birlikte şahitlik edelim.

Nazım Hikmet, bir gün sevgilisi ile buluşmak ister ve ona haber gönderir. Buluşma noktası için de Gülhane Parkını düşünmüştür. Buluşma yerine önceden gidip bir ceviz ağacının altında sevgilisini beklemeye başlar. Ama sorun şurada başlar Nazım Hikmet o dönemde yine aranan yüzlerden biridir. Kısacası polis peşindedir. İşte burada birden fazla rivayet var. Bunlardan birincisi en yakın arkadaşına sevgilisi ile Gülhane Parkında buluşacağını söyler. Fakat o arkadaşı hiç de beklediği kadar güvenilir bir insan değildir. Polislere gidip “Nazım Hikmet ceviz ağacı ‘nın orada Gülhane Parkında olacak diye haber verir.” Bir diğer rivayet de ise polisler devriye gezerken Nazım Hikmet’in olduğu yere doğru gelir. O anda polisleri fark eden Nazım, ceviz ağacına çıkar birden. Artık sevgilisi gelse bile onu göremeyecektir. Nazım, ceviz ağacının tepesinde sevgilisinden uzakta kalmıştır. Nitekim, sevgilisi gelir onu bekler, bekler fakat Nazım’ın gelmediğini düşünerek gider. Nazım ise ağacın tepesinden sevgilisine bakarken o meşhur dizeleri döker.

İlgili Yazı: Sessiz Gemi Ve Ardındaki Hüzünlü Hikayesi

Nazım Hikmet Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.